Mühre

Mühre
Hocamın hediye ettiği mühreden sonra, mühreyle ilgili edindiğim bilgileri paylaşmak istedim.

En yalın haliyle; Ham kağıtları düz hale getirip, parlatmak için kullanılır.

Eskiden kağıt imalathanelerinde üretilen kağıtların yüzeyinde kalem ve fırçanın rahatlıkla hareket edebileceği düzlükte değildi. Kağıtlar, mührelenerek düz hale getirilir ve parlatılırdı. Kağıt sanatlarında kullanılacak kağıtların aharlandıktan sonra çatlayıp, arasında is mürekkebi dolmaması için bir hafta mührelenirdi.

Mührenin en yaygın şekli, iki tarafında tutulacak birer kolu ve çakmak taşı denilen parlak ve sert taşın ağacın içine yerleştirilerek kullanılan şeklidir.

Çakmak taşı mühre

Keçe ve sabun

Necmeddin Okyay'ın elinden çıkma fakirin emanetinde bulunan iki çakmak mühre. Soldaki Necmeddin Hoca'nın, Mustafa Düzgünman'a verdiği ve ondan da Alparslan Babaoğlu'na miras kalma mühre. Mustafa Düzgünman'ın, Alparslan Babaoğlu'na verirken yanında keçe ve 30 yıllık sabunla birlikte devretmiştir.                                                                               Alparslan Babaoğlu'nun, Tumblr hesabından faydalanılmıştır. 


İbrahim Sami Özen Hoca'mın mühreleri

Mühreleme işlemine başlamadan önce, yağlı insan cildine veya kuru sabuna sürülen bir bez parçasına kağıdın üstünde gezdirilip, kayganlık sağladıktan sonra mühreleme işlemine başlanır. Mühre, ileri-geri hareketlerle kağıdın üzerinde gezdirilerek kağıt mührelenir. Eğer kağıdın iki tarafı da mührelenecekse, iki tarafta yrı ayrı mührelenir.

Elle gerçekleştirilen bütün yazı işleri, ahar işlemi öncesi kağıt, mührelenir. Daha küçük ve az mühreleme işleminde daha küçük mühreler kullanılabilir. Deniz kulağı denilen deniz böceğinin, üstü benekli sert ve parlak kabuğundan da mühre şeklinde faydalanılır. Bu küçük mühre çeşidi "minkaf, mıskale (mazgala), halezon, sene" isimleriyle de bilinir

Ezilmiş varak altının kağıt, deri vb. bir zemine sürüldükten sonra mat sarı rengi yerine altın görünüşü alması için kullanılan alete "zermühre" adı verilir; bunun bir adı da mıskaledir. Akik, süleymani taşı, yeşim, yemen taşı gibi pürüzsüz halde tesviye edilebilen ve iri badem biçimine getirilmiş bir taşa 10-15 cm. uzunluğunda, elin kavrayabileceği kalınlıkta ahşap veya maden bir sap takılır. Zermühre parlatıcı taşının biçiminden dolayı "bademi" veya "yassı" olarak adlandırılır. Şemse cilt gibi düz satıhlı olmayan yerlerde ve dar sahalarda kullanmak için geliştirilen ucu ince ve eğri zermührelere "kartal burnu, sivri mühre, tırnak mühresi" denilir. Zermührenin parlatma ameliyesinden önce yüz veya başasürülerek cilt yağıyla kaygan hale getirilmesi şarttır.

Son olarak; İbrahim Sami Özen Hocamın mühreleme işlemi yaparken çektiğimiz bir video ile mühreleme işlemine göz atalım.

0 yorum:

Yorum Gönder